Başbakan Erdoğan adres gösterdiBaşbakan Erdoğan, 81 ilin valisinin bir araya geldiği toplantıda açıklama yaptı...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Faili meçhuller araştırıldıkça, toprak kazıldıkça, bir ucu Ergenekon'u savunan statüko partilerine, diğer ucu da örgütün kuklası haline gelmiş bu partiye dokunur. Faşizm, baskı, susturma, sindirme, tehdit, bir siyasi partinin yöntemi olamaz, bir siyasi partinin temelleri bunlar üzerine kurulamaz. Eğer kurulursa işte o zaman karanlık konuların üzerine gidemez'' dedi. Erdoğan, JW Mariott Otel'de düzenlenen Valiler Toplantısı'na katıldı. Toplantıda konuşan Erdoğan, 2012 yılının bu ilk Valiler toplantısının Türkiye, Türk milleti ve tüm şehirler için hayırlı neticeler doğurmasını temenni etti. Valiler ve büyükelçilerin her yıl düzenli olarak gerçekleştirdikleri bu ve benzeri toplantıların, ortak sorunların istişaresi, tecrübe aktarımı ve yereldeki gelişmelerin paylaşımı açısından son derece faydalı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Çok büyük bir değişimin, büyük bir dönüşümün içinden geçiyoruz. Şunu samimiyetle ortaya koymak durumundayız... Evet, devletimiz, bir yandan bin yıllık bir geleneği, bin yıllık bir birikimi ve tecrübeyi taşırken, aynı zamanda da geleceğe yönelik bir değişim ufkunu, bir değişim enerjisini içinde barındırmak durumunda. Devlet geleneği ve devlet tecrübemiz bir yandan çok önemli imkanlar sunarken, diğer yandan, değişim süreci iyi yönetilemezse metal yorgunluğu, atalet, geriye gitme gibi olumsuzluklar da önümüze koyabilir. Selçuklu Devleti'ne, Osmanlı Devleti'ne, tarihteki diğer Türk devletlerine baktığınızda, kendisini yenileyen, yeni şartlara uyum sağlayan, dönemin yeniliklerine adapte olabilen idarecilerin başarılı olduğunu, devleti de yücelttiğini görüyorsunuz ama suyu akışına bırakan, hazıra konan, öncekilerden devraldığı mirası tüketen, değişim adına hiçbir risk almayan, idareimaslahat yapan idarecilerin de hem başarısız olduklarını, hem de ülkeye, millete çok ağır bedeller ödettiklerini görüyorsunuz. Liderlik, esasen, riskleri yönetebilmektir, değişimi yönetebilmektir, algıları yönetebilmektir. İyi lider, sadece iyi kriz yönetimi yapabilen değil, başarılı bir 'gelecek yönetimi' yapabilendir. Riskten kaçan, değişimden kaçan, gününü idareimaslahatla geçiren bir idareci, takdir edersiniz ki başarısızlığa mahkumdur. Bu idareci sadece kendisi başarısız olmakla kalmaz, liderlik ettiği toplumu da başarısızlığa sürükler.'' ''Uslanmaz, yüzü kızarmaz, ders almaz bir zihniyetle bugün hala mücadele ediyoruz'' Bu durumun, özellikle Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde çok bariz şekilde yaşandığını belirten Erdoğan, önce kuruluşun heyecanı, coşkusu, onun getirdiği bir motivasyon bulunduğunu ve Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim gibi padişahların devraldıkları mirastan yararlanıp, devleti zirveye taşıdıklarını ifade etti. Ancak bu yönetimlerin ardından duraklama başladığını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi: ''Sarayından çıkmayan idareciler, konağından çıkmayan valiler, ikametinden çıkmayan kadılar, halkın içine karışmayan, halkın nabzını tutmayan, kişisel istikbalini her şeyin üzerinde tutan idareciler, adeta çöküşün zeminini hazırladılar. Batıda, Osmanlı'nın büyük etkisiyle reformlar gerçekleştirilirken, maalesef bizim idarecilerimiz temaşa etmekle yetindiler. Osmanlı Devleti'nin, kuruluş ve yükselişindeki miras, ne acıdır ki duraklama döneminde adeta çarçur edildi, üzerine yenisi konulmadan tüketildi. Elbette ki harici ve dahili başka birçok sebebin de etkisiyle kaçınılmaz bir düşüş ve çöküş dönemi yaşandı. Cumhuriyet, bizim için yeni, yepyeni bir başlangıç oldu. Esasen, sizler de biliyorsunuz ki Cumhuriyet, Selçuklu ve Osmanlı tecrübesinin üzerine, özellikle Osmanlı kurumlarının devamlılığı esasıyla inşa edildi. İşte burada Gazi Mustafa Kemal'in liderlik anlayışıyla bu sürecin örtüştüğünü görüyoruz. Bugün birçok devlet kurumunun kuruluş tarihine baktığınızda, 150-200 yıl öncesine gittiğini görürsünüz. Cumhuriyet, yeni bir başlangıçtır, ancak geçmişin mirası üzerine oturmuş, geçmişten devraldığı tecrübe ile şekillenmiş bir başlangıçtır. Bu yeni başlangıç, altını çizerek ifade ediyorum özellikle 1940'lı yıllarla beraber, işte bahsettiğim o yorgunluk, o metal yorgunluğu tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Cumhuriyetin kuruluşunda çok büyük bir heyecan, coşku, çok güçlü ve taze umutlar varken, 1940'lı yıllarla birlikte, Osmanlı'nın çöküş dönemi hastalıkları, Cumhuriyete de sirayet etmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti'ni çok hızlı bir şekilde çöküşe götüren, devlete ve millete çok ama çok ağır bedeller ödeten İttihat ve Terakki zihniyeti, maalesef Cumhuriyete de musallat olmuştur. Bugün, Türkiye'yi, sadece İttihat ve Terakki'nin o dönemde yaptığı hatalar takip etmiyor. Maalesef, 1900'lü yıllardaki büyük hataların, büyük ihmallerin bedelini bugün dahi öderken, aynı zamanda, uslanmaz, yüzü kızarmaz, ders almaz bir zihniyetle de bugün hala mücadele ediyoruz. Bu zihniyet, 150 yıldır olduğu gibi, bugün de değişime, dönüşüme direniyor. Bu zihniyet, 150 yıl boyunca yaptığı gibi, bugün de halkı, milleti küçümsüyor. Bu zihniyet, bu anlayış, mafyavari, çetevari örgütlenmelerle, derin yapılarla, sinsi senaryolarla, bugün dahi ülkeye karanlık bir istikamet çizmek istiyor. Oysa biz, bu zihniyetin, bu anlayışın Türkiye'ye yüklediği ağır faturayı çok acı şekilde ödedik, ödemek zorunda kaldık.'' ''Türkiye, bu prangadan kurtulamazsa ileri demokrasiyi de inşa edemez'' Bu faturanın, sadece Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Hicaz'da, Kanal'da ve Kuzey Afrika'da ödenmesiyle kalınmadığını anlatan Başbakan Erdoğan, tek parti döneminde de bu ağır faturayı ödemeye devam edildiğini dile getirdi. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: ''27 Mayıs'ta, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta hem tek tek bireyler olarak, hem de topyekün milletçe ağır fatura ödedik. Faili meçhullerle, çözülmeyen, önlem alınmayan ve büyütülen terör meselesiyle, yasaklarla, kısıtlamalarla, hoşgörüsüzlükle, suikastlerle ve tahriklerle ağır bedeller ödedik. Bugün biz, çok net bir şey söylüyoruz ve diyoruz ki: Eğer Türkiye, bu prangadan, bu komitacı zihniyetten, bu değişime direnen, değişime set çeken zihniyetten kurtulamazsa, ileri demokrasiyi de inşa edemez. "Devlet içindeki çetelerle PKK arasındaki o kanlı ittifak, belli devletlerle PKK arasındaki o kanlı taşeronluk anlaşmaları, onların yüzüne bir tokat gibi çarpar da onun için sorgulayamazlar'' Geçtiğimiz günlerde, Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçları Araştırma Merkezi (UTSAM) tarafından çok çarpıcı bir rapor yayınlandığını dile getiren Başbakan Erdoğan, terör örgütü içindeki çocukları ele alan bu raporda, çarpıcı olduğu kadar acı sonuçların ortaya konulduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''PKK, 1994'ten beri çocukları aktif çatışmalarda kullanıyor. Yüzde 14'ü kız çocuğu olmak üzere, yaklaşık 3 bin çocuğun çatışmalarda yer aldığı tahmin ediliyor. Hatta bir dönem, sadece çocuklardan oluşan bir tabur oluşturuluyor. 1997'de, Cudi Dağı'nda yakalanan bir teröristin, 14 yaşında Suriyeli bir kız çocuğu olduğu, örgüte 13 yaşında katıldığı ortaya çıkıyor. Sadece dağda değil, maalesef şehirlerimizde de 7 yaşında çocuklar terör örgütü tarafından kullanılıyor ve güvenlik güçlerine taş atıyorlar. Terör örgütüyle duygusal yakınlık içinde olan partiler bunları görmez, bunları asla sorgulamaz. Çünkü göremez, çünkü sorgulayamaz. Eğer ipin ucu başkasının elindeyse, eğer at gözlüğü takılmışsa işte böyle olur. İpi elinde tutan, gemi nereye çevirirse, bunlar sadece oraya gidebilirler. Onun dışında hiçbir şey göremezler, görseler de konuşamazlar.'' Haftalardır Uludere olayını istismar edildiğini savunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi: ''Biz devlet olarak Uludere ile çok yakından ilgileniyoruz ve ilgilenmeye devam edeceğiz. Peki bunlar, bu çocuk yaştaki teröristlerle ne zaman ilgilenecekler, bu çocuk yaştaki terörist olgusunu ne zaman sorgulayacaklar? Sadece çocuk yaştaki teröristler değil, örgüt içindeki vahşet, işkence ve infazı da bunlar görmez. Dikkat edin, terör örgütünün siyasi uzantısı gibi hareket eden parti, tıpkı diğer statüko partileri gibi, faili meçhuller konusunda isteksiz olduğunu, samimiyet sergilemediğini, konunun üzerine yeterince gitmediğini görürsünüz. Neden? Çünkü faili meçhuller araştırıldıkça, toprak kazıldıkça, bir ucu Ergenekon'u savunan statüko partilerine, diğer ucu da örgütün kuklası haline gelmiş bu partiye dokunur.'' ''Mahsum Korkmaz adlı teröristin nasıl öldüğünü sorgulasınlar'' Faşizm, baskı, susturma, sindirme ve tehdit gibi yöntemlerin bir siyasi partinin yöntemi olamayacağını ifade eden Erdoğan, şöyle dedi: ''Bir siyasi partinin temelleri bunlar üzerine kurulamaz. Eğer kurulursa, işte o zaman, karanlık konuların üzerine gidemez. Buyursunlar, Mahsum Korkmaz adlı teröristin nasıl öldüğünü sorgulasınlar. Diyarbakır'da 5 kızın nasıl öldüğünü sorgulasınlar. Faruk Bozkurt adlı teröristin, Mustafa Çimen adlı teröristin, Hikmet Fidan'ın nasıl öldüğünü buyursunlar sorgulasınlar. Sorgulayamazlar. Bunlar ne terör olaylarına kurban verdiğimiz masum sivillerin durumunu sorgulayabilirler, ne de terör örgütünün kendi içinde yaptığı kanlı infazları sorgulayabilirler. Benim Kürt kökenli kardeşimin, ekmeğine, aşına, alınterine musallat olanları; sindirenleri, korkutanları, hatta ensesine bir kurşun sıkarak katledenleri bunlar sorgulayamazlar. Çok açık söylüyorum: Eğer bunları sorgularlarsa, karşılarına çıkacak tabloyu çok iyi biliyorlar. Ve bunu benim arkadaşlarımla görüşürken kendileri de ifade ediyorlar. 'Sizin gibi düşünüyoruz ama konuşamayız'. O zaman niçin parlamentonun çatısı altına geldiniz? O zaman buraya gelmenize de gerek yok. Çünkü dürüst, samimi değiller. Demokrasi samimiyet ister. Devlet içindeki çetelerle, PKK arasındaki o kanlı ittifak, belli devletlerle PKK arasındaki o kanlı taşeronluk anlaşmaları, onların yüzüne bir tokat gibi çarpar da onun için sorgulayamazlar." (AA) |
|
|
| « Önceki Haber | Sonraki Haber » |
|
|
|
|
|
Haberin Yorumları (23 yorum)
|
|
"biraz makarna,pirinç,mercümek verince sanki mecburmuş gibi oyunu verirsin." demişsin; allahıma and olsun ki:sanki değil ölümüne mecbur da kalsam,100 metrelik değil filolarla gemicikler de verseler hakaret addeder kovarım kapımdan onları.hitler de almanları kandırıp %60 oy almıştı.men dakka dukka.
AVDILLA EMMİ YE,14.53 E..'de yazana
-
14:26, 11 Şubat 2012 Cumartesi
çocuk yaşta kandırılıp dağa çıkarılan, öldürtülen ya da infaz edilen çocukların ailelerinin onlara inanmaları ne büyük yanlış.o aileler çocuklarını katleden pkknin ve onu savunan partinin oyuncağı olmuşlar.hem evlatları ölmüş,hem kendileri kandırılmış.bir kısmı da korkudan onlara oy veriyor.yuh yani
Zafer Uslandıran
-
21:47, 08 Şubat 2012 Çarşamba
syn başbakan'ın bu şekilde konuşmasını hiç tasvip etmiyorum. kurumları rahat bırakalım herkes işini bir yapsın bakalım sonucunu görelim ucu nereye çıkıyor. çıkmadan çıkacak demek olmaz sayın erdoğan.
selahattin
-
18:21, 08 Şubat 2012 Çarşamba
başbakan:''uslanmaz, yüzü kızarmaz, ders almaz bir zihniyetle bugün hala mücadele ediyoruz''.
yorum:allahın izniyle ve asil milletin hayır dualarıyla kokuşmuş,kurtlanmış,milletin yüz yıl gerisinde kalmış ve bu milletle uzaktan yakından alakası olmayan zorbaları da alt edeceğinize olan inancımız tam.
Bahadır Hekimoğlu
-
17:57, 08 Şubat 2012 Çarşamba
sayesinde,hukuğumuz hukuğa benzedi.takdir etmiyorsan,senin seveceğin ne yapılabilir?biraz makarna,pirinç,mercümek verince sanki mecburmuş gibi oyunu verirsin.bunları al,oyunu istediğine ver.pirinci veren,senle oykabinine mi giriyor?kanlı ittifak demişin ya,"ref.a hayır"ittifakı,bence,daha kanlı..
AVDILLA EMMİ YE,14.53 E..
-
17:23, 08 Şubat 2012 Çarşamba
|
Diyarbakır'dan havalanan F-16 savaş uçaklarının Kuzey Irak'ta PKK...
Van Belediyesi'nin düzenlediği toplantıda konuşan BDP'li Özdal Üçer...