Bir nesil Yahya Kemal'in söylediği gibi " bozgunda fetih rüyası görebilmeyi" bir uygarlığın yeni bir hamlesinin, yani yeni bir gelecek tasavvurunun şartı olarak görmekteydi.
O yıllar, imparatorluğun son yüzyılını yaşamış, bütün acıları hissetmiş ya da şahit olmuş, bozgunun yarattığı tahribattan ziyadesiyle etkilenmiş nesillerin yaşadığı yıllardır. Bu dönemde bu rüyayı göremeyenlerin sonu, hâkim medeniyete teslim olmaktan, çaresizlik içinde bir ruh haliyle kendisini inkâra yönelmeye kadar uzanmıştır.
Pax Ottomana Avrupa'nın feodal karanlık çağı karşısında, Anadolu'dan Balkanlar'a, Avrupa içlerine ve Kuzey Afrika'ya kadar, bütün halkların istikrar içerisinde yaşamaları için ümit çağı olmuştur. Osmanlılar oryantalistlerin iddia ettikleri gibi, askeri bir toplum oldukları için değil, barışı ekonomiyle, siyasetle, adaletle bir denge içinde kendi sınırları dâhilinde gerçekleştirmeyi başardıkları için, hem geniş bir coğrafyaya yayılmışlar hem de bu coğrafyada kalıcı bir yönetim geleneği oluşturmuşlardır.
Geçmişin aydınlığı
Cumhuriyet neslinin bazı kuşakları, bilhassa Osmanlı geleneğini anlama konusunda şanssız nesillerdir. Cumhuriyetin ilk döneminde siyasi bir sorun olan imparatorluktan yeni rejime geçiş, başlangıçta dönemin siyasi şartları yüzünden, yalnızca imparatorluğun inkârına yol açmakla kalmamış, aynı zamanda imparatorluğun dayandığı medeniyet anlayışına ve kurumlarına karşı da bir karalama kampanyası yürütülmesine neden olmuştur. Bu konuda yapılan yanlışlar, eğitim politikasının bir parçası haline getirilerek, uzun süreli bir uygulamaya dönüştürülmüştür. Maalesef bu anlayışın izleri ve etkileri, hâlâ eğitim programları üzerinden bugünkü nesillere de yayılmaya devam etmektedir.
Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki siyasal şartlarda bile aşırılık ve yanlışlık olarak değerlendirilebilecek hususların, resmi ideolojiyle bütün devlet kurumlarına benimsetilmesi ve devletin dayandığı bir anlayış olarak iletişim araçları üzerinden toplumsallaştırılması, bugün artık kabul edilebilecek bir durum değildir.
Demokrasi sadece bugünün meselesi midir? Demokrasi, toplumla devlet arasındaki sorunların çözülmesi, yönetim mekanizmasının işleyiş tarzının değiştirilmesiyle birlikte halkın kendi kültürüyle ve geçmişiyle barışmasının da yollarını açar. Bu açıdan bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki görüşlerde de, eğitim sisteminden devletin gündelik söylemine kadar 'bizim geçmişimiz' anlayışının benimsenmesi beklenir.
Demokrasi kültürü, halkın kültürünü oluşturan bütün tarihsel kaynakların sahiplenilmesini gerektirir.
Tarih ve kimlik
Günümüzde artık hanedanın cumhuriyetin alternatifi olarak görülmesi gibi bir mantık geçerli olmayacağından, eski yaklaşımlarda ısrar etmek zaten bütünüyle anlamsız hale gelmiştir.
İmparatorluk döneminden bahsetmek, uygarlığımızın büyük bir siyasal geleneğinden söz etmek, zaman zaman "Türk'e Türk propagandası yapmak" gibi takdim edilir. Elbette böyle bir siyasal geleneğin 500 yıllık ihtişamından bahsetmek bu şekilde algılanabilir, fakat unutmamak gerekir ki, bu geleneğin kurucuları kendi çağlarının en büyük hükümdarları, bu siyasal yapının kurumları kendi çağlarının en ileri yapılarıdır.
Fatih Sultan Mehmed'in ve fethin hikâyesini anlatan filmin gösterime girmesiyle, Osmanlı tartışmalarının yeniden alevleneceği anlaşılıyor. Bazılarının hâlâ öfkesi dinmemiş ki, cumhuriyetin başlangıç yıllarındaki siyasal tutumla özdeşleşerek bu tavrı hâlâ sürdürmeye çalışıyorlar.
Kendi tarihiyle barışmadan kendi kimliğiyle barışmanın imkânsız olduğunu unutmayarak, bana 'toplumsal şizofreninin kaynaklarını' soranlara, bu hususlara dikkat etmeleri gerektiğini hatırlatmak isterim.
ahilik geleneğimizde eline,beline,diline sahip bir nesil için genç çıraklardan oluşan bir düzen kurulur ve bu genç zümrede toplumsal çalkantılarda dengeleyici rol oynardı.gaza ve fetih ruhuda yaren kültüründe işlenir dinimiz ve tasavvuf ahlakıyla kahramanlık duygularıylada nesiller fütüvvete hazırlanırdı.bir kıvılcımdan şimşekler çakacak,dövüle dövüle tavlandığımız,vurula vurula kırıldığımız bir dönemden geçiyoruz.a.hikmet müftüoğlu böyle söylüyordu,bu hakikat olacak inşaallah...
GÜÇLÜ DÜNYA DEVLETİ - 17:52 / 2012.02.22
ne yapalım hocam atatürk sonrası devlete egemen olan sol siyasal faşist yapı devletle milletin arasını tüm geçmişimizi red ve küfürle açtı.70 yıllık uykudan yeni uyanıyor bir miktar normalleşiyoruz.tıpkı sovyet rejiminde votkayla,din afyondur denilerek insanların uyutulduğu gibisabrı ve engin hoşgörüsüyle bu aziz ve necip millet artık kımıldıyor,içimizdeki ruhi gerilimde yeni bir güçlü dünya devleti türkiyenin habercisi olacak inşaallah.tarih sarkacımız yükselirken genç dinamik,donanımlı demografik gücümüzle tarihi ve kültürel coğrafyamızda bağ.güçlü bir devlet olacağız.ben kendimi durduramıyo
GÜÇLÜ DÜNYA DEVLETİ - 17:44 / 2012.02.22
tarihimiz ve kültürel mirasımıza sahip çıkılması; aynı zamanda bunun bir devlet politikası olması söylediğiniz gibi elzemdir.
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın.
Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.