'Siyasi tarihin en önemli sorunu nedir' sorusunun cevabı, siyasal düşünceler tarihinde bulunabilir.
Siyasi düşünürler arasında ciddi farklar olsa da, üzerinde uzlaşacakları konulardan biri devletin sınırlandırılması meselesidir.
Devletin sınırlandırılması, aslında modern demokratik sürecin oluşumunun temelidir. Bilindiği gibi, devlet ortaya çıktıktan sonra elinde bulundurduğu muhtelif iktidar araçlarını kullanarak toplumu edilgen, müdahaleye açık bir yapıya dönüştürür. Bu sebepledir ki, devletin sınırlandırılması aynı zamanda toplumun özgürleşmesi, sivil toplumun gelişmesi ve bireyin bir toplumsal özne olarak güçlenmesi demektir. Devleti sınırlandırmak için her şeyden önce toplumsal alanı koruyacak bir hukuk sistemine ihtiyaç vardır.
Hukuk ve hukuksuzluk
Oysa devrimlerin hukuku yoktur. Onların hukuk diye benimsedikleri ve benimsetmeye çalıştıkları bütünüyle devleti ele geçiren bir zümrenin, sınıfın ya da ideolojinin kendi önceliklerini, kendi beklentilerini, kendi çıkarlarını veya kendi tasavvurlarını topluma zorla kabul ettirmeye çalışmalarıdır. Dolayısıyla şeklen bakıldığında, hukuk normları olarak görülebilecek bir dizi kanun ve bu tür düzenlemeler, esas itibariyle devletin toplum üzerinde baskı ve tahakkümünü sürdürmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Değerli yazar Taha Akyol "Atatürk'ün İhtilal Hukuku" adlı yeni kitabında, Türkiye'nin Milli Mücadele'yi zafere götüren meclisinden tek parti rejimine ve "ihtilal hukukuna" nasıl geçildiğini etraflı şekilde inceleyerek ortaya koymuş bulunuyor.
Bu konuyu yazanların, ilgilenenlerin Atatürk dönemini araştırırken meseleye ön yargılarıyla taraf ya da karşı taraf olarak yaklaşmaları, gerçeğin bütününün görülmesini engelliyor. Akyol sorumlu bir aydın tavrıyla, bir imparatorluğun milli devlete dönüşüm süreçlerini ortaya koyarken, burada Mustafa Kemal Paşa'nın konumunu objektif bir şekilde tespit ediyor.
Mustafa Kemal Paşa'nın dönemimin aydınları ve birçok devlet adamı gibi, Fransız devriminden ve o devrimin düşünürlerinden etkilendiği, bunlar arasında esas itibariyle Rousseau'nun düşüncelerini benimsediği bilinir. Rousseau'ya göre "egemenlik bölünmez, dokunulmaz bir bütündür." Bu anlamda, halk iktidarı mutlak bir iktidardır.
Yani kuvvetler birbirinden ayrılamaz.
Fransız jakoben geleneğini oluşturan bu anlayış bizde de İttihatçılık'tan Kemalizm'e uzanan bir siyaset mantığı yaratmıştır. "Halk için halka rağmen" anlayışının dayandığı felsefe budur. Akyol'un naklettiği gibi, Fransız devriminin liderlerinden Saint Just, milli irade meselesini jakoben bir anlayışla şöyle ifade etmektedir: "Genel irade çoğunluğun iradesi değil, milleti gerçek arzuları ve gerçek mutluluğu hakkında aydınlatmakla görevli temiz insanların iradesidir."
Devrim ve jakobenizm
Türk jakobenlerinin tavrı da farklı değildir. Jakoben anlayış için halk kendisi için neyin iyi ve güzel olduğunu bilemeyeceğinden, bunu bilenlerin yani devrimcilerin halka rağmen her şeyi yapması sadece yerinde değil gereklidir de.
Devlet iktidarının bölünmesini istemeyen devrimciler, hukuki meşruiyet fikrini hukukun evriminden hareketle oluşturmak, adalet kavramına dayandırmak yerine, kendi tasavvurlarına göre hareket edecek devletten üretmek isterler. Bu devletin karşısında ne toplumun ne de bireyin herhangi bir varlık değeri yoktur.
İkinci grubun tasfiyesi, Takrir-i Sükûn, parti devlet özdeşleşmesi, muhalefetin yok edilmesi, İstiklal Mahkemeleri ve benzeri uygulamalar hukukun değil devrimin uygulamalarıdır. Kısaca bu anlayış "inkılabın kanunu bütün kanunların üstündedir" fikrine dayanır. Peki, o zaman adalet olur mu?
"devrim hukuku" on yıldır iktidardalar yapmadıkları kalmadı da şimdi kafaları bulandırmak için uydurdukları şeye bakın.belki kenan evren bile özel görevli gönderip pkk ile bu şekilde görüşme yaptırmazdı,hani aklına gelseydi de yapmazdı bunu.bop'a bulaşmışsınız bir kere.zorla ne deseler yaptırırlar.
gakkom - 12:58 / 2012.02.13
aydınlar, eksikleri, fakirliği, sefaleti olduğu gibi kabul etmeli, toplum içinde bulunmalı ve topluma çıkış yolları bulmalıdır.seçkinler bunu yapmadılar.hiç bir meseleye çözüm üretmediler.fransadan çaldıkları fikirleri kendi fikirleriymiş gibi millete yutturmaya çalıştılar.
deniz inci - 20:44 / 2012.02.12
insanlıktan bir kere çıkınca sıradan insanların varlığını kabul etmek ve onları oldukları gibi değerlendirmek imkansızlaşır.seçkinler çıkarları için insanlıklarını satmayı kabul etmişlerdir.hissedilen eksikliği üstün isimler takarak gideriyorlar.
deniz inci - 20:27 / 2012.02.12
devrim yalnız kendi çocuklarını değil tüm çocukları yiyor maalesef. elinize sağlık.
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın.
Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.