Erdoğan'dan BDP'ye Uludere tepkisiUludere'de yaşananlardan Suriye'ye kadar birçok farklı konuya değinen Başbakan Erdoğan kritik açıklamalarda bulundu... AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şırnak'ın Uludere ilçesinde 35 kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili olarak, ''Bazı densizler çıkıyor bu olay üzerinden, 'Bu ülke bölünmüştür' diyor. Sen kimsin, kimi temsil ediyorsun, kimin adına konuşuyorsun? Siz silahlı efendileriniz ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz'' dedi. VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Irak sınırında meydana gelen olaya değindi. Bölgeye yapılan bir hava operasyonunun sonunda sonradan kaçakçı oldukları anlaşılan 35 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve millete sabır ve başsağlığı diledi. ''Bu acı hadisede en küçük bir detaya kadar adli ve idari inceleme yapılıyor, yapılacak'' diyen Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığının olaydan hemen sonra idari ve adli incelemeyi başlattığın açıkladığını, kendisinin de konuyla ilgili olarak dün bir araya geldiği Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile konuyu enine boyuna değerlendirdiğini söyledi. Erdoğan, ''Konunun takipçisi olduklarını Genelkurmay Başkanımdan tekrar duydum, dinledim. Bu yapılan çalışmalar, gösterdikleri hassasiyet sebebiyle gerek Genelkurmay Başkanıma, gerek bölgede hizmet veren komuta kademesinin hepsine, bu konudaki hassasiyetleri sebebiyle de şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Medyaya rağmen teşekkür ediyorum. Çünkü bazı gerçekleri görüyor, biliyorum'' dedi. Hükümetleri döneminde özellikle Silahlı Kuvvetlerin attığı bu adımları sürekli olarak halka karşı atılan adımlar gibi göstermenin, ''devlet halkı bombalıyor'' gibi göstermenin, devletin milleti ile arasındaki bütünlüğü parçalamaktan öte bir gayret olmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bu gayretlerin içerisinde olan bir kısım medyanın niyetlerini de gayet iyi biliyoruz. Onların da arkasında ne tür emellerin, amellerin olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bunlar aynı şeyleri bizim için de yapıyorlar. Çünkü bizim de onların istekleri istikametinde hareket etmeyen bir hükümet olmamız sebebiyle bundan çok rahatsız oluyorlar. Çünkü alıştıkları bir hükümet değiliz, farklı bir hükümetimiz. Doğrularına inanan bir hükümet olarak milletimizin geleceğini devlet-millet ikileminde devleti değil, milleti öne çıkaran bir iktidar olduğumuz için bunlarla anlaşmamız tabii ki mümkün değil. Şunu çok açık net söylemek durumundayım; özellikle bu ülkede 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarını ilmik ilmik işleyen tek iktidar biz olduk. Buna devam ediyoruz, devam ettireceğiz. Anamuhalefet partisi 'şöyle' der, 'böyle' der, bu da bizi pek ilgilendirmiyor. Sürekli olarak ağızlarında bir tekerleme var, 'AK Parti iktidarı hep Cumhuriyet tarihini eleştiriyor' diye...Biz bu dönemin, bir sürecin takvimini ortaya koyuyoruz. Ve diyoruz ki 'Cumhuriyet döneminde bu iktidarda yapılanlar yapılmamıştır' diyoruz. 'İlk defa bu iktidar bu ülkede bir dönüşümün, değişimi gerçekleştirmiştir' diyoruz. Bu tespiti yapak yanlış mı? Eğer sizler tek partili iktidarlarınız döneminde ne yaptığınızı ortaya koyacaksınız, zaten çok partili iktidar dönemlerinin de kenarından, köşesinden bir yerlere yamandınız, başka bir işe yaramadınız, bundan sonra da yapacağınız bir şey yok zaten. Tek partili iktidar döneminde kimlik kartlarını, nüfus kağıtlarını gösterdik, buralardan mühürle nasıl ekmek, gazyağı dağıtıldığını anlattık. Unun, şekerin nasıl mühürle dağıtıldığını biz babalarımızdan, dedelerimizden hep dinledik. Bunlar CHP'nin iktidar dönemleridir. Bu millete bu acıları yaşattınız. Ama iktidar partisi, iktidarı döneminde hamdolsun artık böyle bir şey söz konusu değil. Allah'ın izniyle de olmayacak. Her geçen gün daha iyi oluyor, daha iyi olacak.'' ''Cenazeler üzerinden istismar, fitne faaliyeti...'' Şırnak'ın Uludere ilçesinde meydana gelen elim hadisenin ardından cenazeler üzerinden derhal istismar, fitne faaliyetlerine başlayanları da gördüklerini ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: ''Kim ki 'Uludere'de 35 Kürt öldürüldü' diyerek meseleyi etnik zemine taşıyorsa, o her türlü milli, manevi, insani ve vicdanı değeri ayaklarının altına almış ve çiğnemiş demektir. Biz olaya böyle bakmıyoruz. Biz 'Uludere'de 35 insan hayatını kaybetmiştir, biz böyle bakıyoruz. 35 can yitirilmiştir, 35 vatandaşımız, kardeşlerimiz kaybedilmiştir' diye bakıyoruz. Ama onlar, maalesef etnik zemini kurcalamak suretiyle ülkemizi hep bölmenin, parçalamanın gayreti içinde oldukları için burada da o istismarı ortaya koyuyorlar. Hale bakın...Cenazeleri bile etnik kökenleriyle tasnif edenler insanlıktan nasibini alamayanlardır. Siyasi zihniyeti nedir bilemem. Ancak, mesela orada ölenlerden bir tanesinin ablası da benim kadın kollarımda çalışan, orada başkanlık yapan bir bayan. Bu da var, ama bizden bunun istismarını duydunuz mu? Biz böyle bir şey yapamayız. Bunların kalpleri kararmış, bunlar vicdanlarını yitirmişler. Irkçılık ve faşizm küstahça böbürlenen, kibirlenen iblisin yani şeytanın açtığı bir yoldur. Cenazeleri bile Kürt Türk diye ayıranlar, işte iblisin yolunda, şeytanın izinde yürüyenlerdir. İşte, İstanbul'da bu acı hadiseyle ilgili olarak yaptıkları basın toplantısının görüntülerini izlediniz değil mi? Güya acı içindeler ama kameraların önünde kahkahalar atmaktan çekinmeyecek kadar insafsızlar, vicdansızlar. Bunların koruculara nasıl baktıklarını biz çok iyi biliyoruz. O korucu kardeşlerimizi nasıl hedef yaptıklarını, tehdit ettiklerini, terör örgütüne nasıl hedef gösterdiklerini biz çok iyi biliyoruz. O cenazelerin, o tabutların üzerine parti bayraklarını asmak ikiyüzlülük, fırsatçılık değil de nedir? Cenazede, teröristbaşının resmini taşıyanlar neye hizmet etmek istiyorlar? Sonra birileri çıkıyor, bazı densizler çıkıyor, bu olay üzerinden, 'Bu ülke bölünmüştür' diyor. Ya sen kimsin, kimi temsil ediyorsun, kimin adına konuşuyorsun? Siz silahlı efendileriniz ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz. Neyi, kimi bölüyorsunuz? Bugüne kadar masum insanların, sivillerin, görevini yapan vatan evlatlarının terörist eylemler sonucu hayatını yitirmesine hangi tepkiyi verdiniz? Terör olayları sebebiyle mağduriyet yaşayan, terör örgütünün canlı kalkan yapması sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlarımız için hangi tepkiyi gösterdiniz? Terör ortamında istenmeyen, arzu edilmeyen kayıplar maalesef yaşanabiliyor. Bundan dolayı terör örgütüne sorumluluk yükleyip, 'yeter artık' diyebildiniz mi? Terör olmasa bu acılar, bu kayıplar yaşanmayacağına göre terörü bir yöntem olarak seçenlere karşı en ufak bir eleştiri getirebildiniz mi? Eline silah alıp öldürmeyi bir yöntem olarak seçen teröriste tek bir laf söylemeyip, ülkesini ve milletini korumak için mücadele eden güvenlik güçlerini suçlamak nasıl bir hezeyandır? Bu millet, bu ülke habis bir ur karşısında teslim olmayacak kadar asildir, güçlüdür, sağlamdır, en önemlisi de bir ananın çocukları gibi bir elin parmakları gibi birbirinin kardeşidir. Bunu böyle bilin. Sizin nifak tohumlarınız bu topraklarda asla kök salamaz. Apo'ya peygamber diyenlerin Kürtler'in dinini Zerdüştlük sananların, her türlü kutsalı, her türlü manevi değeri çiğneyenlerin, gençlerin kanıyla beslenen vampirlerin bu topraklarda hiç bir şekilde muhatabı yoktur.'' Irak'ta sebep olunacak yeni bir mezhep çatışmasının acısı da yüzyıllar boyu dinmeyecek'' Başbakan Erdoğan, 2011 yılı bütçesinden arta kalan yaklaşık 2 milyar liralık ödeneğin, Vanlı depremzedelerin barınma ihtiyacını karşılamak için seferber ettiklerini söyledi. Partisinin TBMM Grup Toplantısında konuşan Erdoğan, Ortadoğu'daki gelişmelere değindi. 2011 yılının bölge ve dünyada önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olduğuna işaret eden Erdoğan, Tunus, Libya ve Mısır'daki gelişmelere dikkati çekti. Mısır'da üçüncü tur seçimlerin yapıldığını, bu seçimlerle birlikte işin Parlamento boyutunun belirlenmiş olacağını anlatan Erdoğan, bu ülkede başlayan gösterilerin bütün Ortadoğu'ya yayıldığını ve bölgede değişim isteğinin artık çok güçlü şekilde dile getirildiğini kaydetti. Suriye'de 2011 yılında başlayan olayların 2012 yılına sarktığını belirten Erdoğan, bugüne kadar ülkede 6 bine yakın insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Yöneticilerin halkın talebine kulak vermesi için Türkiye olarak Tunus, Mısır ve Libya'da olduğu gibi Suriye'ye de gerekli uyarıları yaptıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Rejim değişiklilerinin ardından bu ülkelerde istikrarın yeniden yerleşmesi, geçiş sürecinin tamamlanması, halk iradesinin ve halk idaresinin bu ülkelerde egemen olması için de desteğimiz, katkımız devam ediyor. Birilerinin dediği gibi Türkiye bu ülkelerin içişlerine niye karışıyor? Biz bu ülkelerin içişlerine karışmıyoruz. Ama ortak bir dünyayı paylaşırken, ortak dünyayı paylaşan bir ülke olarak sorulduğunda düşüncelerimizi, yaklaşımımızı ortaya koyuyoruz. Hele hele 910 kilometre sınırımız olan akrabalık ilişkimizin olduğu bir Suriye ile ilgili olarak sessiz kalmamız hiç mümkün değil. Tabii ki orayla ilgili olarak da düşüncelerimizi bugüne kadar söylediğimiz gibi bundan sonra da söyleyeceğiz ve yaklaşımımızı ortaya koyacağız.'' ''Filistin'den sevindirici haberler...'' Bölgenin meselelerinde merkezi konumda olan Filistin'den sevindirici haberler aldıklarını belirten Erdoğan, önceki gün Gazze'deki Filistin Hükümetinin Başbakanı İsmail Haniye ile İstanbul'da uzun bir görüşme yaptığını hatırlattı. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile Hamas Lideri Halid Meşal arasında yapılan temaslar neticesinde İslami Cihat ve Hamas örgütlerinin Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altında yer almayı kararlaştırdıklarını hatırlatan Erdoğan, Filistin'de bölünmüşlük ve parçalanmışlığın sona ermesi adına bu büyük ittifakı yürekten desteklediklerini, Abbas ve Haniye'yi bu noktada teşvik etmeyi sürdürdüklerini anlattı. ''Türkiye'nin kimsenin içişlerine karışmak gibi bir derdi yok'' 2011 yılından 2012 yılına sarkan bir başka belirsizlik ortamının da Irak'ta yaşandığını, ABD askerlerinin çekilmesiyle ülkede mezhep ve etnik köken temelli gerilimin daha da belirgin ve görünür hale geldiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ''Kerbela faciasının yaşandığı, Hazreti Hüseyin'in şehit edildiği bu topraklarda yeni çatışmaların, yeni mezhep kavgalarının ortaya çıkması sadece Türkiye'nin değil, tüm bölgenin, tüm İslam dünyasının en büyük kaygısıdır. ABD askerlerinin çekilmesinin ardından daha muhabbetle, daha samimiyetle kucaklaşması gereken kesimlerin birbirlerine husumet beslemelerini hiçkimse izah edemez. Açık söylüyorum; nasıl ki Kerbela olayından sonra yaklaşık 14 asır boyunca o acı dinmediyse, oradaki zulüm unutulmadıysa, Irak'ta sebep olunacak yeni bir mezhep çatışmasının acısı da yüzyıllar boyu dinmeyecek, bu mezhep çatışmasının tahrikçileri de yüzyıllar boyunca lanetle anılacaktır. Onun için Iraklı kardeşlerimizi, Irak'taki tüm tarafları sağduyuya davet ediyorum. Nasıl ki Saddam döneminde yaşanan zulümler sırasında Iraklı kardeşlerimizin yanında olduysak, nasıl müdahale sonrası geçiş sürecinde tüm kesimlerin uzlaşması, Hükümet kurması için çaba gösterdiysek, bugün de Irak'ta kardeş kanı akmaması, mezhepler ve etnik gruplar arasında çatışma yaşanmaması için samimi uyarılarımızı yapıyoruz. Türkiye'nin kimsenin içişlerine karışmak gibi bir derdi yok. Ama kardeşlerimizin zulümlere maruz kalmaması, yeni acılar yaşamaması gibi bir derdimiz var, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuz bunu gerektiriyor. Iraklı kardeşlerimiz bilsinler ki İslam dünyasının gözü onların üzerindedir. Filistin'in Somali'nin, Afganistan'ın gözü kulağı Irak'tadır. Kardeşlerini hayal kırıklığına uğratanları bu ümmet asla affetmeyecek, asla hayırla yad etmeyecek. Çatışmanın içine çekilmek istenen tüm kesimlerin sağduyuya, aklıselime ve en önemlisi de ortak referansları olan ilahi kitabın mesajlarına samimiyetle kulak vermeye davet ediyorum.'' 'Biz candanız, onlar yandan'' Erdoğan, 2011 yılının son aylarında ve son günlerinde milletçe herkesin yüreğini burkan hadiselere şahit olduklarını belirterek, 23 Ekim ve 9 Kasım'da Van'da meydana gelen depremlerde 644 vatandaşın öldüğünü anımsattı. Depremzedelerden şu an itibarıyla 33 bin 463 kişinin Türkiye'nin değişik yerlerindeki kamu tesislerinde barındırıldığını, 11 çadır kentte 15 bin 835 vatandaşın bulunduğunu, bunların da hızla geçici konutlara, konteyner kentlere yerleşmesi çalışmalarının sürdüğünü bildiren Erdoğan, 17 bin yaşam konteyneri, 310 prefabrik ev ve 3 bin 794 Mevlana evinin Vanlılara hizmet verdiğini anlattı. Van'da 3 bin 984 kalıcı konutun temelinin atıldığını 11 bin konutun ihale çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Erdoğan, ''inşallah bu ayın sonuna kadar artık çadır kent diye bir şey kalmayacak. Tamamıyla konteyner kent haline getirmiş oluyoruz hepsini'' dedi. Erdoğan, Vanlılara önemli bir müjdeyi de iletmek isteğini ifade ederek, şöyle devam etti: ''Bir çok spekülasyonlar yapılıyor; işte 'Hükümet Van'a karşı duyarsız.' Ben artık Dyojen gibi sokakta elimde lambayla birilerini arıyorum; ama maalesef yok. 2011 bütçesinden arta kalan ödeneklerin tamamını, yani yaklaşık 2 milyar lirayı Vanlı depremzede kardeşlerimizin barınma ihtiyacını karşılamak için seferber ettik. Bu 2 milyar dolayındaki ödeneğin de hayırlı olmasını diyorum. Bunlar hesaplara geçirildi. 2011 yılının son günlerinde milletçe hepimizi derinden yaralayan bu gelişmeler neticesinde, başta bu konudan sorumlu olan Başbakan Yardımcım Beşir Atalay olmak üzere ilgili bütün bakan ve milletvekili arkadaşlarım, gerçekten bütün bu çalışmaları sürdürürken, bakıyorsunuz muhalefetin bu sürece vicdanı olmayan yaklaşımı var. İşte güven oylamaları vs gibi yaklaşımlar... Arkadaşlarım sürekli bölgede, gidiyorlar, geliyorlar. Onlar da ara sıra bazı bazı uğruyorlar. Tabii bizim hissiyatımız, bizim hassasiyetimiz farklıdır. Biz sevgili milletim candanız, onlar ise yandan...Aradaki fark bu. Biz bu işi bu şekilde sıkı tutuyoruz. Kalıcı konutlarda da hedefimiz inşallah Ağustos sonu gibi yetiştirmektir. Tabii iklim şartları itibarıyla Van sıkıntılı bir ilimiz. Buna rağmen müteahhit firmalar çalışmalarını devam ettiriyorlar. 'Ne kadar fazla ekip kurarsanız o kadar memnun oluruz' diyor ve onları biz de sıkıştırıyoruz. İnşallah konteyner kentler bu ay sonu olmak üzere, diğerlerini de kuracağız.'' ''Taziyeye, başsağlığı dilemeye, acıyı paylaşmaya gelmiş kaymakamı öldüresiye dövmek, linç etmek, benim Kürt kökenli kardeşimin değil, o insan diye geçinen müsveddelerin işidir'' Başbakan Erdoğan, ''taziyeye, başsağlığı dilemeye, acıyı paylaşmaya gelen bir kaymakamı öldüresiye dövmenin, linç etmenin Kürt kökenli kardeşlerinin değil, o insan diye geçinen müsveddelerin işi'' olduğunu söyledi. Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarda bugün milletin iradesi ile şekillenen adil, şefkatli, özgürlükçü bir devlet ve Hükümet olduğunu söyledi. Faili meçhullerle, köy yakmalarla, işkencelerle anılan, vatandaşını düşman olarak gören bir devlet olmadığını, tam aksine ileri demokrasiyle, hak özgürlüklerle anılan, vatandaşını kucaklayan bir devlet olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Biz 'önce devlet' demiyoruz, biz 'önce millet, insan' diyoruz'' dedi. Başbakan Erdoğan, talihsiz bir olay üzerine devleti zalim, ceberut, cani gibi göstermeye kalkmanın büyük bir şuursuzluk ve vicdansızlık olduğunu söyledi. ''Bugün yok etmeyi değil, yaşatmayı esas alan bir Hükümet görevde'' diyen Erdoğan, terör örgütünün tüm tahriklerine, provokasyonlarına rağmen insani yüceltmeyi, hak ve özgürlükleri geliştirmeyi esas alan bir anlayışın iktidarda olduğunu belirtti. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Benim Kürt kökenli kardeşimin en asil, en güzel dünyayı emsal tespit edecek vasıflarından biri misafirperverliğidir. Bu topraklarda yaşayan herkes kapısını çalanı evine buyur etmekten, ekmeğini, aşını, suyunu misafirle paylaşmaktan gurur duyar. Bu ülke insanı, 'başım gözüm üstüne' der ve misafirini gönlünün de evinin de baş köşesinde ağırlar. Taziyeye gelmiş, başsağlığı dilemeye gelmiş, acıyı paylaşmaya gelmiş, kendisi de o coğrafyanın insani olan kaymakamı öldüresiye dövmek, linç etmek, benim Kürt kökenli kardeşimin değil, o insan diye geçinen müsveddelerin işidir. Bırakın yasımızı tutalım, bırakın ağıdımızı yakalım, cenazeleri dahi istismar edecek kadar mı aklınızı, mantığınızı, vicdanınızı yitirdiniz? Sizin hiç insafınız, izanınız yok mu? Ayrıştırmak, kutuplaştırmak, tahrik etmek, fitne çıkarmak, demokrasiye inanmayan bir zihnin politikası olabilir. 3-5 oy için bu milleti birbirine düşürmeye, toplumu tahrik etmeye değer mi? En az bu gözü dönmüş, fırsatçı siyasetçiler kadar bazı medya kuruluşları, bazı yazarlar da bu hadiseyi istismar etme gayreti içine girdiler. Dertleri olayın aydınlatılması değil, acıyı paylaşmak hiç değil. Dertleri bu acı hadise üzerinden suyu bulandırmak ve iç saatlerde kendi ürettikleri komplo teorilerine ilerleyen saatlerde kendileri de inanmak. 'Devlet halkını bombaladı' diye manşet atıyorlar. 'Katliam, kirli savaş' diyorlar. Güya vicdan kisvesi altında, kuzu postu altında kendi dünya görüşleri çerçevesinde, toplumu tersiye etmenin, çok bilmiş edasıyla, millete istikamet çizmenin gayreti içindeler. Bakıyorsunuz daha da ileriye gidiyor. 'Ben eli silahlı olanlardan korkmadım, Kasımpaşalı Tayyip'den mi korkacağım' diyor. Bizim derdimiz kimseyi korkutmak değil ama şunu unutma, unutmayın; ben Kasımpaşalı Tayyip olmaktan şeref duyarım. Kasımpaşa'dan çıkan, oranın bir evladı olarak, tüm halkımın da biz bu makamlara getirmesinden dolayı, bir hizmetkar olarak milletime hizmet etmekten onur duyarım. Eğer bu ülkede yüzde 50 bize oyunu verdiyse, herhalde bu yüzde 50'den daha akıllı değilsin. Kendinizi çek edin, kontrolden geçirin. Acaba biz nerede yanlış yapıyoruz da bu ülkenin yüzde 50'si bu insanlara oy veriyor. Bunu gözden geçirin. Bu, ancak adaletle, dürüstlükle olur, bu ancak bu milletin hizmetinde olmakla olur. Biz bunu yaptık, yapıyoruz, yapacağız ama kendi kendinize sorun, biz ne yaptık?'' ''İstikametimizi millet çizdi'' Başbakan Erdoğan, istikametlerini her zaman milletin çizdiğini ve bundan sonra da sadece milletin çizeceğini belirtti. ''Bunlar gibi, bunların taşeron fikirlerini alacak, vicdan kisvesi altındaki fitnelerine boyun eğecek değiliz'' diyen Erdoğan, kendileri devlet millet kaynaşmasını sağlamaya çalışırken, onların terör örgütünün düşmanca algısını güçlendirmeye çanak tuttuklarını söyledi. Başbakan Erdoğan, milleti şefkatle kucaklamanın, birlik ve bütünlüğü korumanın derdinde olduklarını, onların ise kin ve nefret tohumlarının yeşermesine hizmet ettiklerini anlattı. Erdoğan, ''Biz her alanda sivilleşme, demokratikleşme hakim olsun diye mücadele ediyoruz, bunlar, 'bunlar birbirine düşsün' diye fitne çıkarıyorlar'' dedi. Böyle bir acı hadisenin ardından Anamuhalefet Partisi CHP'den gelen açıklamaları sorumsuzluk örneği olarak değerlendiren Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'li yetkililerin bu hadiseyi, ''33 kurşun, Mustafa Muğlalı olayıyla'' eş tutarak, çok ciddi bir sorumsuzluk örneği sergilediklerini ifade etti. Erdoğan, şunları söyledi: ''Bu hadiseyi 33 kurşun hadisesine benzetmek, en hafif tabiriyle sorumsuzluktur, fırsatçılıktır. Biz, BDP'nin, terör baronlarından aldığı istikametle olayı bir nifak girişimine çevirmesini anlıyoruz, zira işleri bu. Bazı medya kuruluşlarının suyu bulandırma, yanlış bilgilendirme, hedef saptırma gayretlerini de anlıyoruz. Onların da işi bu ama CHP'nin, PKK'nın, BDP'nin dili ile konuşmasına açıkçası anlam vermekte zorlanıyoruz. CHP'nin üslubunun, PKK ve BDP'nin üslubu ile bu kadar örtüşmesi son derece dikkat çekicidir. Gerçi 12 Hazirandan önce seçim meydanlarında gördüğümüz siyasi ittifakı, bugün taziye çadırında görüyoruz. CHP'nin BDP'nin değirmenine su taşıması, peşine takılması çok hazindir. Mustafa Muğlalı olayı CHP'nin eseridir. Kastı mahsusa ile işlenmiş bir cinayettir; bizzat CHP tarafından da hesap sorulması engellenen bir olaydır. Van'ın Özalp ilçesinde bir kışladan Mustafa Muğlalı isminin indiren de AK Parti iktidarı olmuştur. Bu hadisenin üzerine kararlılıkla gidiyoruz, gideceğiz. Uludereli'deki acılı kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız. Dün Hükümet Sözcüsümüz Sayın Bülent Arınç gerekli açıklamaları yaptı. Onların acısını yüreğimizde taşıyacak, onların acısını kardeşleri olarak paylaşacağız.'' Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın bazı bakanlar ve milletvekilleriyle birlikte olayın ardından hemen Uludere'ye gittiklerini ve oradakilerle görüştüklerini söyledi. Erdoğan, ''Yapılması gereken neyse bunların hepsini biz yapacağız. Biz işi geleceğe taşımayacağız. Biz bu işi geçmişte olduğu gibi tarih boyunca sürekli bunun üzerinde spekülasyonların yapılmasına fırsat vermeyeceğiz, oturacağız, konuşacağınız ve ona göre buna inşallah noktayı koyacağız'' dedi. (AA) |
|
|
| « Önceki Haber | Sonraki Haber » |
|
|
|
|
|
Haberin Yorumları (31 yorum)
|
|
akp iktidarının dört yanı pu..zulası.buna rağmen güzel götürüyorlar şükürler olsun.istemeyen-bağenmeyenlerin sıkıntıları başka türlü.ilginçdir istemeyen-bağenmeyenlerin nedense tuzları oldukça kuru.evet yaşamın içinden yazıyorum.gerçekten böyle.
nuhuta
-
11:41, 04 Ocak 2012 Çarşamba
sayın başbakanım onlar ağlamazki saz çalıp oynarlar.90 yıllardada bunlar aynısını yapmamışlarmıydıki.
mehmet
-
09:10, 04 Ocak 2012 Çarşamba
sayın başbakanım allah cc.hz.ebeden razı olsun ağzına diline sağlık allah senin ve senin gibi ülkesini milletini bayrağını düşünen insanları korusun zaten rabbimin koruma altında olduğunuz aşiyan belli ne mutlu ülkem sizler gibi başbakan ve cumhurbaşkanı vede dış işler bakanı gördü hainlere taviz v.
Necati ALLAH dostu
-
08:52, 04 Ocak 2012 Çarşamba
ergenekon avukatı chp, terörist bdp ile el ele kol kola...
http://www.focushaber.com/videogaleri/kilicdaroglu-nu-biji-apo-sloganlariyla-karsiladilar-v-12692
http://www.focushaber.com/videogaleri/hasip-kaplan-dan-kilicdaroglu-na-tesekkur-v-12693
jr.business
-
06:06, 04 Ocak 2012 Çarşamba
sy basbakanim kacakcilara ne tazminati ödüyorsunuz nerdeyse sehit denenecek hale getirdiniz ne zamandan beri böyle memleket yüz karalarina tanzimat ödeniyor bir aciklarmisiniz
arkadas
-
02:10, 04 Ocak 2012 Çarşamba
|
Dünyanın en kapsamlı organizasyonları arasında gösterilen Türkçe...
Yargıtay, Öcalan için 'Sayın', PKK'lılar için 'Gerilla' ifadesini...