Eğitim Fakültesi Dekanlar Konseyi'nin kurulduğunu iki gün önce Abbas Güçlü'nün köşesinden öğrendim.
Bugün önce Güçlü'nün ilgili yazısından biraz alıntılar yapacağım: Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi EFDEK'in temelleri 20-21 Ocak'ta Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi'nin ev sahipliğinde, 54 eğitim fakültesi dekanının katılımıyla gerçekleşen Eğitim Fakülteleri İnisiyatif Geliştirme ve Değerlendirme Çalıştayı'nda atılmış. Ve bu ilk toplantıda EFDEK'in kuruluş kararı alınmış.
Çalıştay sonrasında yapılan seçimle EFDEK Yürütme Kurulu sekiz dekandan oluşmuş.
EFDEK, yılda en az iki kez toplanacakmış. Her toplantıya farklı bir üniversite ev sahipliği yapacakmış. Eğitim fakültelerinin görev ve sorumluluk alanıyla ilgili olağan dışı bir gündem oluştuğunda, konsey olağanüstü toplantı yapabilecekmiş.
EFDEK, amaçlarını gerçekleştirmek için çalışma grupları oluşturabilecekmiş; çalıştaylar, bilimsel toplantılar düzenleyebilecekmiş; gerekli yayın faaliyetleri yapabilecekmiş.
Nitekim bugünlerde yakın vadeli hedeflerini gerçekleştirmek için birkaç çalışma grubunu oluşturmaya çalışıyormuş. Bu gruplar eğitim fakültelerinin akreditasyonu için gerekli altyapıyı kuracaklarmış.
İlk çalıştaydan bir de sonuç bildirgesi çıkmış. İşte kararlar:
1. Öğretmen Yetiştirme Türk Milli Komitesi'nin yapısı ve işleyişi gözden geçirilmeli; eğitim fakültelerinin temsil gücü artırılmalıdır. Öğretmen yetiştirme politikalarının oluşturulmasında MEB, YÖK ve Öğretmen Yetiştirme Türk Milli Komitesi ile EFDEK etkili bir işbirliği içinde olmalıdır.
2. EFDEK'in öncülüğünde Eğitim Fakülteleri Akreditasyon Derneği kurulmalı; onun çatısı altında bir ulusal akreditasyon sistemi oluşturulmalıdır.
3. Eğitim fakülteleri insan gücü, altyapı ve donanım vs. yönünden çağdaş standartlara kavuşturulmalıdır.
4. İlköğretim ve ortaöğretime öğretmen yetiştirme eğitim fakültelerinin işidir.
5. Bugün eğitim fakülteleri ülkenin öğretmen ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır. Öte taraftan açılmasına izin verilmiş, fakat henüz faal olmayan onlarca fakülte vardır. Bu fakültelerin aktif hale gelmesiyle ihtiyaç fazlası öğretmen arzının daha da artacağı açıktır. Dolayısıyla, sözü edilen koşullar değişmedikçe yeni eğitim fakülteleri açılmamalıdır.
6. Buna paralel olarak öğretmen açığı olmayan alanlarda ikinci öğretim programları kaldırılmalıdır.
7. YÖK eğitim fakültelerinin öğrenci kontenjanlarını belirlerken bu kurumların personel, mekân ve araç-gereç durumunu göz önünde bulundurmalı; kapasite fazlası öğrenci kontenjanı vermemelidir.
8. Eğitim fakültesine giriş koşulları adayların tutum ve beceri düzeylerini de ölçecek şekilde yeniden belirlenmelidir.
9. Eğitim fakültesi dekanları başka seçeneğin bulunmadığı durumlar hariç kariyerini eğitim alanında yapanlar arasından atanmalıdır.
10. Eğitim fakülteleri kendi yapı ve işleyişleri ile ilgili karar alma konusunda inisiyatif sahibi olmalıdır.
Bu kararların hepsinin altına imzamı atarım. Siz de "Oh aman ne güzel, ne demokratik" diyorsunuz değil mi? Ben de öyle diyorum da EFDEK'in YÖK'ün gözünde tavuk kadar yolu yok!
Hatta bana sorarsanız bu yasalarda yönetmeliklerde olmayan bir örgütlenme olduğu için de YÖK'ün acilen soruşturma açması lazım. "Ne demekmiş efendim, fakülte dekanları toplanıp kendi kaderlerini belirleyecekmiş" demesi lazım.
Gerçi bu tür (aslında olması gereken bu) "dostlar toplantı yaparken görsün konseyleri" sadece eğitim alanında yok. İletişim dekanları da yaklaşık bir on yıldır kendi aralarında toplanıp kararlar alıyorlar. Yıllardır YÖK'e bir arpa boyu yol aldıramadılar.
Hatta bu konsey toplantılarından biri de geçenlerde Bursa'da yapıldı. Toplantıyı da iktidarın TRT, Anadolu Ajansı ve diğer iletişim kurumlarından sorumlu Bakanı Bülent Arınç yönetti. Bir de iletişim dekanlarına tek tek söz verip fakülteleri hakkında brifing aldı.
Eğitim Dekanları Konseyi de hiçbir şey yapamasa Milli Eğitim Bakanı'nı ağırlayıp böyle hesapta iş yapıyormuş gibi görünebilir. O arada da YÖK İktisadi ve idari Bilimler Fakülteleri'ne "pedagojik formasyon sertifikası verme" hakkı verir, haberleri bile olmaz!
Çekirgelik
Her zaman kendi çıkarını düşünen, çok çabuk düşman kazanır. Konfüçyüs